Namahrem

Evlilik kültürümüzü kaybetmiş durumdayız

Biz müslümanlar yüzyıllarca elde ettiğimiz bir çok birikimi kaybetmiş durumdayız. Kaybettiğimiz bu birikimlerden birisi de evlilik kültürümüz.

Evliliğe bakış açımız değişmiş durumda. Evlilikten beklentilerimiz değişmiş durumda. Evliliğe bakış açımız artık çok farklı.

İçinde bulundumuz süreçte bunları aktarabilmek anlatabilmek çok güç.

Müslüman gibi inanıp hristiyan gibi yaşamak

Bizler bugün elhamdulüllah hepimiz müslümanız. Müslüman gibi Allaha inanıyoruz. Kurana inanıyoruz. Ama yaşam biçimiz ne yazık ki islama tezat gidiyor. Hatta tam bir hristan gibi yaşıyoruz.

İçinde bulunduğumuz hayata o kadar alışmışız ki islam bu zan ediyoruz. Halbuki bize hristiyan kültürü ve yaşam biçimi aşılanmış durumda. Biz müslümanken islami değerlere düşman olarak yetiştirilip, hristiyan değerlerine sımsıkı sarılmış durumdayız.

GÖZÜ HARAMLARDAN MUHÂFAZA ETMEK

Hz. Allâh (c.c.) görmek için gözü yaratmış, zararlı bakışlardan korumak için de gözün üzerine perdeler koymuştur ki günâha sebep olacak hâllerde o perdeleri indirmek sûretiyle gözümüzü ve özümüzü zararlı şeylerden muhâfaza etmiş olalım.

GIYBET, EN TEHLİKELİ GÜNAHLARDANDIR!

Tebe-i tâbiînin büyük fıkıh ve hadis âlimlerinden... Dört yaşında iken hâfızlığını ikmâl etmiş, yedi yaşında iken hadis yazmaya başlamış, kendisinden pek çok hadîs-i şerif rivâyet edilmiş olan Süfyân bin Uyeyne (h. 107-198) rahımehüllah hazretleri şöyle diyor:

EVLİLİĞİN SEBEBİ YAHUT ÂİLE HAYATININ EHEMMİYETİ

İnsan nev'inin en mükemmel ve en sıhhatli bir şekilde devâmı, şüphesiz ki evlilik müessesesiyle mümkündür. Kezâ, dünyanın nizâm ve intizamı, cemiyetlerin-milletlerin huzur ve sükûnü da nikâha bağlıdır.

EBRU SANATI

Türk Güzel Sanatlarından bîr Çeşit kâğıt Bezeme, süsleme sanatı. Bir zamanlar ülkemizde çok yaygın olan bu sanat, günümüzde diğer klasik Türk sanatları gibi unutulmaya yüz tutmuştur.

Kitap sanatlarımız içerisinde (Hatt, tezhip, minyatür, cilt) seçkin bir yeri olan ebrû; Farsça «kaş» mânâsına geldiği gibi, «yüz suyu, namus, şeref» karşılığı terkiplerde de gösterilir. Çağatayca «bulut gibi» demektir ve buluta benzemektedir;

Ebruda kullanılacak malzeme şöyle sıralanabilir :

DÜRÜSTLÜĞÜN MÜKÂFÂTI

Sultan Abdülmecid bir gün tebdîl-i kıyâfet eder ve Vezneciler'deki bir dükkana uğrar. O sırada oradan geçmekte olan Nâfiz Paşa uğrayıp alışveriş yapar. Dükkan sâhibi, parayı alırken gülümser. Sultan Abdülmecid sebebini sorar; "Efendimiz" der; "Bu zât, eski mâliye nâzırı Nâfiz Paşa kulunuzdur. Başkaları at ve araba ile geçerken bu nâmûslu zâtın böyle yaya gezmesi hayretimi mucip oldu da onun için tebessüm ettim." Sultan Abdülmecîd, Nâfiz Paşa'nın Maliye Nezâreti'ne tâyînini irâde eder. Bunu duyan zamanın şâirlerinden biri şu kıtâyı söyler:

Sıdk ile devlete hüsn-i hizmet,

KÂMUS VE NÂMUS

Cemil Meriç'ten:
"Kâmus bir milletin hâfızası; yani, heyacanıyla, hassasiyetiyle ve şuuruyla kendisi. Kâmusa uzanan el, nâmusa uzanmıştır. Her mukaddesi yıkan Fransız ihtilali bile, tek mukaddese saygı göstermiştir: Kâmusa... Batı'da cinnet bile terbiyeli! (Kâmus: Bir lisânın bütün kelimelerini, şerh ve tefsirlerini içine alan kitap. Yani, topyekün bir milletin dili.)

Ve devam ediyor:

CENNET KAPILARI KİMLER İÇİN AÇILIR?

Ebu Hüreyre ve Ebû Said (r.anhümâ) şöyle rivâyet ediyorlar:
"Bir gün Resûlullâh (s.a.v.) bize ya'z ettiler ve üç defa, "Allâh'a yemin ederim ki" dedikten sonra başlarını eğerek ağladılar. Biz de başımızı eğip ağladık. Ne için yemin ettiğini bilmiyorduk. Sonra başını kaldırdı, yüzünde sevinç ifâdesi vardı. Sanki dünyâlar bizim oldu. Şöyle buyurdu:
"Bir kimse beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, malının zekâtını verir ve yedi büyük günahtan sakınırsa, onun için cennet kapıları açılır ve 'Selâmetle gir' denilir."

ÂİLEVÎ VAZÎFELERİMİZ

Aile hayatı, içtimaî hayatın temelidir. Aile, ana ve baba ile bunların çocuklarından ibârettir. Bunların karşılıklı bir kısım vazifeleri vardır:

1) Babanın başlıca vazifeleri: Hanımı ile güzel geçinmek, onu himâye etmek, onun nafakasını tedârik ederek kendisine sadâkattan ayrılmamaktır. Hâdîs-i şerîfte; "Sizin hayırlılarınız, kadınları hakkında hayırlı olanınızdır." "Kadınlara ancak kerîm olanlar ikram, leîm (alçak) olanlar da ihânet eder." buyurulmuştur.

Son yorumlar